İslamiyet


Şeytan'ın Tuzakları



Mel’ûn Şeytan, Allah’ın rahmetinden kovulup uzaklaştırıldığında “Dedi ki: Ey Rabbim! And olsun ki, beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (kullarına günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım. Ancak onlardan ihlâsa erdirilmiş kulların müstesnâ!” (Hicr suresi, 39-40)


Şeytanın tuzaklarından kimler emin olabilir, nasıl kurtulunur


Mel’ûn ŞeytanAllah’ın rahmetinden kovulup uzaklaştırıldığında “Dedi ki: Ey Rabbim! And olsun ki, beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (kullarına günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım. Ancak onlardan ihlâsa erdirilmiş kulların müstesnâ!” (Hicr suresi, 39-40)

Şeytan, o gün bu gündür vazifesini hiç aksatmadan sürdürmekte… Çeşit-çeşit hile ve tuzaklarla mü’minleri ağına düşürmek, onları uçuruma yuvarlamak için sürekli çalışıp çabalamaktadır. Bunda hiç ama hiç kuşkumuz yok.

Ayet-i celilede açıklandığı üzere şeytanın bu tuzaklarından kurtulanlar, ancak “muhlasıyn” yani Allah Teala’nın kendilerine lutfiyle-keremiyle ihlâsı nasip ettiği, kalplerine yerleştirdiği kullardır.

Demek ki kulun ‘hâlis’ olması da ‘muhlİs’ olması da onun şerrinden kurtulmaya yetmiyor. Elbette ki her mü’min için ihlâslı olmaya çalışmak ve bu yolla ihlâsı elde etmek şart… Ama şeytanın hilelerinden kurtulabilmek için yeterli değil. Onun zararlarından emin olabilenler, ancak Cenab-ı Hakk’ın inayetiyle ihlâsa erdirilenler… Rabbim bizleri de bu zümreye ilhak eylesin.

***

Peki bütün mü’minler “muhlasıyn” grubuna dahil olamaycağına göre, onlar kendilerini şeytanların kötülüklerinden nasıl koruyacaklar? Bunun yolu-yordamı, usûlü-yöntemi nedir?

Gelin, her sorumuzun, her meselemizin olduğu gibi, bu sorumuzun cevabını da Melâmızdan alalım.

Onu rahmetinden tard eden/kovan Rabbimiz (c.c.) Kur’an-ı Kerim’inde buyuruyor ki:

“Eğer şeytandan bir vesvese, bir gıcık gelirse hemen Allah’a sığın. Muhakkak ki Allah, hakkıyla işiten, kemaliyle bilendir. Takvâ sahibi mü’minler, kendilerine şeytandan bir vesvese ilişip dokunduğunda tezekkür ederler (Allah’ı zikreder/hatırlar, durup düşünürler). Bir de bakarsın ki derhal kendi basîretlerine sahip olmuşlar/gerçeği görüvermişlerdir.” (A‘râf suresi, 200-201)

***

Demek ki şeytanın şerrinden kurtulmanın, onun kötülüklerinden emin olmanın yolu; öncelikle ve derhal “Eûzü billâhi mineşşeytanirracîm” diyerek Allah’a sığınmak… Onun muhkem/sağlam kalesi içerisine girip kendimizi emniyete almak… Ardından da silahımızı-techizatımızı kuşanıp onun saldırılarına karşılık vermek… Yani boş durmayıp Allah’ı zikirle-tefekkürle/rabıtayla meşgul olmaktır.

İşte ancak o takdirde Rabbimiz bize hakikati görme/görebilme basiretini veriyor ve hakkı-batıldan, doğruyu-eğriden, güzeli-çirkinden ayırt edebilme gücüne kavuşuyoruz.

Nitekim Sevgili Peygamberimiz Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz zikir hakkında şöyle buyurdular:

“…Allah Teâlâ size, kendisini çokça zikretmenizi emretti. Bunun misâli şudur: Bir kişi düşünün, düşmanları peşinden sür’atle geliyor ve onu yakalamak istiyorlar. O zât ancak sağlam bir kaleye sığınınca kendisini onlardan koruyabiliyor. Kul da böyledir. Kendisini şeytandan ancak (Allah’a sığınıp) O’nun zikri ile koruyabilir…” (Tirmizi, Sünen, Edeb 78, 2863; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4, 130, 202)

***

Başka hadis-i şeriflerde şu açıklamaları da görmekteyiz:

“Şeytanlar bir eve girmek, orada gecelemek, evdeki nimetlerden faydalanmak, orada insanları aldatmak ve günahlar işletmek isterler. Buna mânî olan şey, kişinin eve girerken ‘Besmele’ çekmesidir…

“Bir kimse evine girerken ‘Besmele’ çekerse, bunu duyan şeytanların lideri, adamlarına, büyük bir üzüntüyle, o gece bu evde kalamayacaklarını söyler…

“Bununla birlikte onlar, yemekten faydalanabilecekleri ümidiyle yemek vaktini beklerler. Şayet o evde yemek yenirken ‘Besmele’ çekilmezse, şeytanlar büyük bir zevkle karınlarını doyurur ve yemeğin bereketini alıp götürürler.

“ İnsanın zikrullahı terk etmesi, onlar için bir gıda, bir beslenme ve güçlenme vesilesi olur.

“Sonra da ev halkını aldatmaya çalışırlar…

“Eğer yemek yenirken ‘Besmele’ çekilirse, o evden hiçbir şekilde istifade edemeyeceklerini anlayarak orayı terk etmek mecbûriyetinde kalırlar.” (Müslim, Sahih, Eşribe, 102, 103; Ebû Dâvûd, Sünen, Et‘ime, 15; Ahmed b. Hanbel, 5, 382, 397; Hâkim, el-Müstedrek, 4, 121.)

Böylece hayatımızda Eûzü ve Besmele’nin ne kadar önemli olduğunu da görmüş-öğrenmiş-anlamış oluyoruz.

Cenab-ı Rabbi’l-âlemîn cümlemizi ve bilcümle Ümmet-i Muhammed’i ve evladın şeytanın her türlü hile ve tuzaklarından muhafaza-himaye ve vikaye eylesin. Amin…








Yorumlar

Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum yapmak için aşağıda bulunan yorum formu aracılığı ile yorum yapabilirsiniz.



Yorum yap

Ad Soyad *

Email *

Yorum *






Mini Sohbet
Kur'an-ı Kerim Öğren
Ziyaretçi Defteri
365 Gün Duâ
Nefis Muhasebesi
Facebook Sayfamız