İslamiyet


Özürlü Kimsenin Namazı



Abdestin bozulmasına sebep olup devam eden (1) bedenî arızaya “özür” adı verilmektedir. Böyle bir hal, fıkhî hükümlerde şahsın lehine kolaylığa ve ruhsata vesile teşkil eder. Böyle bir illete mübtelâ olmuş kimseye “Sâhib-i özür” denilmektedir. Bir uzvundan kan çıkıp devamlı akması, irade dışı idrar çıkıp zaman zaman akıntı yapması, kısa fasılalarla burun kanaması, bir hastalık sebebiyle gözün irinli olarak sulanması, yel kaçması ve devamlı ishal hali gibi.


ÖZÜRLÜ KİMSELERİN NAMAZLARINI EDA ETMELERİNDE ÖLÇÜ

Abdestin bozulmasına sebep olup devam eden (1) bedenî arızaya “özür” adı verilmektedir. Böyle bir hal, fıkhî hükümlerde şahsın lehine kolaylığa ve ruhsata vesile teşkil eder. Böyle bir illete mübtelâ olmuş kimseye “Sâhib-i özür” denilmektedir. Bir uzvundan kan çıkıp devamlı akması, irade dışı idrar çıkıp zaman zaman akıntı yapması, kısa fasılalarla burun kanaması, bir hastalık sebebiyle gözün irinli olarak sulanması, yel kaçması ve devamlı ishal hali gibi.

Bu gibi hallerden biriyle mazur bulunan kimse, herşeyden önce, özrü engellemeye gücünün yetip yetmeyeceğini araştırmalıdır. Namazı oturarak eda etmek veya imâ ile kılmak suretiyle yahut akıntı yapan mahalli meşakkatsiz olarak tıkamakla özür zuhur etmiyorsa bu yolu tercih eder. Çünkü abdest ile namaz kılmak, hades haliyle namaz kıl-maktan ehvendir. Buna muktedir olamıyorsa, ibadetini terk etmeyip mazur kimselere tanınan dinî ruhsatlardan faydalanarak kulluk vazife-sini yerine getirir.

Böyle bir kimse, dinî ölçüleri dikkate alarak, kendisinin sahibi özür olup olmadığını tesbit edecektir Bu incelemede iki kademe vardır:

a) Özrün sübûtu:
Abdest alıp namaz kılacak kadar bir müddet kesilmemek üzere, özrün tam bir namaz vakti devam etmesi ile olur.

b) Özrün devamı:
Daha sonraki vakitlerde, isterse bir defa olsun, o illetin meydana çıkması ile anlaşılır.

Bir namaz vaktinin tamamı içinde özür bir defa da görülmezse kişi özür sahibi olmaktan çıkmış sayılır.

İmam Ebu Hanife hazretlerine göre, özür sahibinin abdesti namaz vaktinin çıkması ile bozulur. Fukaha’nın sahih gördüğü görüş budur. Biz, bu noktadan hareket ederek meseleleri açıklamaya çalışacağız.

Özür sahibi, beş vakitte aldığı abdest ile dilediği kadar farz ve nafi-le namaz kılabilir. Farz namazlara göre, o vaktin namazını eda edebildiği gibi, kazaya kalmış namazlarını da kılabilir. Bayram namazı ve vitir gibi vacib namazları da eda edebilir. Kâbei Muazzama’yı tavaf edip onu takiben tavaf namazını kılabilir. Cenaze namazını eda edebilir ve Kur’ân-ı Kerim’i eline alabilir.

Sabah namazı için aldığı abdestle, güneş doğasıya kadar olan va-kit içinde bahsi geçen namaz ve ibadetleri ifâ edebilir. Bayram namazı için aldığı abdestle de öğle namazı vakti çıkasıya kadar eda ve kaza,farz, vacib veya nafile ibadetlerden dilediğini eda edebilir.

Mazur kimselerin abdesti, kendi özürlerinden başka abdesti bozan birşey zuhur etmedikçe, ancak vaktin çıkması ile bozulur. Sabah namazından sonra güneş doğmak gibi. Öğle namazı için aldığı abdest, ikindi vaktinin girmesi ile bozulmuş olur. Diğer vakitler için aldığı abdestde o vaktin çıkması ile bozulmuş olur.

“Kendi özründen başka” abdesti bozan bir hal zuhur ederse özürlü kimsenin aldığı abdest bozulmuş olur. Mesela, bir kimsenin vücudun-da iki tane çıban olsa ve bunlardan biri devamlı akıntı yapsa da sâhibi özür durumuna gelse, bu kimsenin aldığı abdest diğer çıbanın kanamaya başlaması ile bozulmuş olur. Burnunun belirli bir deliğinden devamlı kan geldiği için özür sahibi olan bir kimse, abdest alıp namaz kılarken diğer deliğinden kanama olsa abdesti bozulmuş olur (2).

Özürlü bir kimsenin özrü son bulmuş bir halde iken, abdesti bozan başka bir sebepten dolayı abdest alıp hazırlansa, bu sırada özrü yine zuhur etse, aldığı abdest bozulmuş olur. Çünkü aldığı o abdest bu özür sebebiyle değildir.
Özrü kesilmediği halde, belirli bir vakit dahilinde, özürden dolayı veya başka bir sebepten nâşi abdest alır da o vakit içinde özür meyda-na çıkarsa bu kimsenin abdesti bozulmaz. Zira bu kimsenin aldığı ab-dest, hem özrü için hem de diğer hades için alınmıştır (3).

(1) Bu tarifteki “abdestin bozulması” kayd-ı ihtirâzisi ile necis olan şeyler kast olunmaktadır. Kahkaha ile gülmek ve uyumak gibi şeyler, pislikle veya temizlikle vasfedilemedîği için, özrü meydana getiren şeylerden hariçtir.
(2) Nîmetü’i-İslâm (Taharet kitabı) sh. 189 (1) rakamlı hâşiye.
(3) Büyük İslâm İlmihali (taharet kitabı), Madde: 100.








Yorumlar

Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum yapmak için aşağıda bulunan yorum formu aracılığı ile yorum yapabilirsiniz.



Yorum yap

Ad Soyad *

Email *

Yorum *






Mini Sohbet
Kur'an-ı Kerim Öğren
Ziyaretçi Defteri
365 Gün Duâ
Nefis Muhasebesi
Facebook Sayfamız