İslamiyet


Erbain – Çile – Çilehane Nedir Nedemektir ?



Erbein – Çile – Çilehane Nedir Nedemektir ? “Erbeîn” veya daha yaygın ismiyle “Çile” bir kişinin kırk gün, insanlardan uzak bir şekilde, bütün madde alemiyle alâkasını kesip, sadece Allâhü Teâlâ hazretlerinin rızâsı, Ailâhü Teâlâ hazretlerine ibâdet etmek niyetiyle tenhâ bir köşeye çekilmesidir.


Erbein – Çile – Çilehane Nedir Nedemektir ?

Erbeîn” veya daha yaygın ismiyle “Çile” bir kişinin kırk gün, insanlardan uzak bir şekilde, bütün madde alemiyle alâkasını kesip, sadece Allâhü Teâlâ hazretlerinin rızâsı, Ailâhü Teâlâ hazretlerine ibâdet etmek niyetiyle tenhâ bir köşeye çekilmesidir.

İnsanların Allâhü Teâlâ hazretlerine yaklaşmak ve ibâdet İçin girdikleri makama “Çilehâne” veya “Halvethâne” denilirdi.

Gönül erleri bu halvethânelere girip orada Rabbine vasıl olmak ve Allah’ın rızâsını kazanmak için ibâdet ederlerdi.

Çile, Musa Aleyhisselâm’ın bu hadisesine ve Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin peygamberliğinden önce Hıra mağarasında uzlete çekilmesine dayanmaktadır….

Anadolu’nun bir çok yerlerinde çilehâne, halvethâne ve benzeri isimlerle anılan ibâdet mekânları vardır. Belki çevrenizde bu mübarek makamları görmüşünüzdür. Bizim köyde rahmetli dedelerimden kalma halvethâne var. Bizim köy yani Şanlıurfa ilinin Siverek ilçesinin Darağun köyü ki eskiden şehre üç saatlik uzaklıktaydı. Şu an köyde arası bir yol geçtiği için bu mesafe vasıta ile 10 dakikaya inmiştir…Köyümüz 20-30 hanelik küçük bir köydü. Köyün şehre uzaklığına rağmen rahmetli dedem Hacı Ali Efendi (r.h.) köyden uzak bir dağın içinde taştan bir halvethâne yapmıştı. Halvethânenin duvarları taş olduğu gibi tavan ve tabanı da taş idi. Ancak bir kişinin içinde namaz kılabileceği genişlikte olan bu halvethânede çile çekmek için Rabbine ibâdet ederlerdi. Rahmetli dedemin bir çok rençberleri, çoban ve çiftçileri vardı. Dünyevi işlerini onlar görürdü. Kendisi daha gençliğinde ibâdetine riya girmesin diye oraya köyden bile uzak bir mesafede olan halvethânesine gider… Bütün dünyadan uzaklaşarak Rabbinin rızâsını arardı… Kim bilir kendisinden önce de daha nice gönül erleri o halvethânede çile çekmişlerdi…

O halvethânede ihlas ile yapılan ibâdetlerin bereketiyle yıllar sonra rahmetli dedem doksan yaşlarında Râbıta-ı şerife ile müşerref oldu…

Köyüme her gidişimde o halvethâneye giderim. Manevî havasını teneffüs eder ve orada Allâhü Teâlâ hazretlerine İbâdet İçin çile çeken erenlerin zikir seslerini sanki duyar gibi olurum…
Çok duygulanırım…

Özellikle Kadirî, Rüfâî ve Şazelî gibi tarikatlarda çile’nin büyük bir yeri vardır. Bu inkıtaya uğrayan tarikatların sahte şeyhleri ve o şeyhlerin zavallı müritleri çile çekmek yerine “ÇİLLEK” (yani boğazına düşkün, yiyici takımı ve leziz, tatlı ve hoş yemekleri düşünen, tasavvufu dünyevî nazlarına alet eden, tarikatları para kazanma ocakları haline getiren kişiler) olmuşlardır. Mütercim.

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin şu hadis-i şeriflerinde olduğu gibi;

-“Kim kırk gün, Allâhü Teâlâ hazretlerine hâlis (ve muhlis) olursa, hikmetin kaynaklan (membaı fişkırıp) onun kalbinden dilinin üzerine zahir olur.”Kenzu’l-Ummâl: 5271

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 9/171.









Yorumlar

Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum yapmak için aşağıda bulunan yorum formu aracılığı ile yorum yapabilirsiniz.



Yorum yap

Ad Soyad *

Email *

Yorum *






Reklam Alanı
Mini Sohbet
Kur'an-ı Kerim Öğren
Ziyaretçi Defteri
365 Gün Duâ
Nefis Muhasebesi
Facebook Sayfamız