İslamiyet


Berat gecesine doğru...



Rabbim bizleri o mübarek geceye eriştirip layıkıyle yaşayabilenlerden eylesin,amin.... Yarın akşam Beratların verildiği mübarek bir geceyi idrak edeceğiz. Ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Resulullah Efendimizin (sav) bu gece hürmetine gönül dünyalarımızı himmet ve şefaatiyle şereflendirmesini niyaz ediyorum.


Rabbim bizleri o mübarek geceye eriştirip layıkıyle yaşayabilenlerden eylesin,amin....

Yarın akşam Beratların verildiği mübarek bir geceyi idrak edeceğiz. Ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Resulullah Efendimizin (sav) bu gece hürmetine gönül dünyalarımızı himmet ve şefaatiyle şereflendirmesini niyaz ediyorum.

“Sen olmasaydın Habibim, âlemleri yaratmazdım” sırrının mazharı olan Efendimiz Hazretleri için Cenab-ı Hak; “Resulûm Muhammed, biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik” (Enbiya, 107) buyurmuştur.

Berat gecesi bu rahmet pınarının coşup, müminlerin kalplerine sağanak sağanak akacağı gece olacaktır inşallah; yeter ki, Ondan bahsedelim, Onu analım, Onu zikredip samimi bir gönül ile salât ve selam okumasını bilelim.

Bu emri Allahü Teala Kuran-ı Kerimde şöyle beyan eder: “Allah ve melekleri Peygambere salât ederler, Onu överler. Ey iman edenler; siz de Onu övün ve Ona salât ve selam edin, Ona gönülden teslim olun” (El–Ahzab Sûresi, 56. Ayet).

Resulullah Efendimiz (sav) bir Hadis–i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde halkın Bana en yakın olanları ve şefaatime hak kazananları, Bana en çok salavat getirenleridir” (Tirmizi, Vitir,21).

Bir başka Hadis-i Şeriflerinde ise Resulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kim sana salat ederse, ben ona salat ederim. Kim sana selam verirse, ben ona selam veririm” (Camiul Ahbar).

“Kıyamet günü bana daha yakın olan, dünya hayatında bana daha çok salat eden kimsedir” (Camiul Ahbar, Hadis.6).

Ebu Hureyrenin bildirdiği bir Hadis-i Şerifte ise Resulullah Efendimiz şöyle buyurdu: “Her Peygamber için kabul edilen bir dua vardır. Her Peygamber acele edip, o duasını dünyada istedi. İstedikleri dünyada onlara verildi. Ben ise duamı, kıyamet günü ümmetime şefaat etmek için sakladım. Ümmetimden Allahü Tealaya şirk koşmadan ölen kimseler, inşallah Benim şefaatime kavuşacaklardır”. (Günyetüt-Talibin).

Yarın gece, Hz. Muhammed Mustafayı sevenlerin gecesi. O gece Hakka koşanların, Onu isteyenlerin, Ona koşanların, Onun yoluna kurban olanların gecesi......

(O, bir gecedir ki) her hikmetli iş, nezdimizde bir emir ile, o zaman ayrılır. Hakikat, biz Rabbinden bir (eser–i) rahmet (rahmet eseri) olarak (Peygam berler) gönderenleriz. Şüphe yok ki, O, hakkıyla işitenin, (her şeyi) kemâliyle bilenin tâ kendisidir.” (Duhân Sûresi 44 /1 –6)

Gunyetüt– Tâlibînde İbn Abbâs –radıyallâhu anh–ın bu âyetlerin tefsiri ile ilgili olarak şu açıklamaları zikredilmektedir:
“Hâ, mim: yani, Allah Teâlâ kıyamet gününe kadar olacak şeyler hakkında hükmünü vermiştir.
el–Kitâbül–Mübîn, Kurân–ı Kerîmdir. Mübarek geceden mu–rad, Şaban ayının ortasındaki gecedir (yani, onbeşinci gecesi–dir). O gece, Beraat gecesidir.” (Gunye 1 /189)

Hasan Basri Çantay –rahimehullah–ın Kurân–ı Hakîm ve Meâl–i Kerîminin mübarek gece ile ilgili açıklaması ise şöyledir:
“Kadir gecesi, yahut Şaban ayının yarısı olan Berâet gecesi.. Celâleynde: “O gece Kurân–ı Kerîm, Levh–i mahfûzdan, yedinci gökten, dünya göğüne inmiştir.” denilmektedir.

Beydâvî ve Medârike göre: “Kurân o gece Levh–i mahfûzdan bir bütün hâlinde dünya semâsına, sonra oradan kısım kısım Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve sellem–e indirildi. O gecenin mübarek olması bundandır. Zîrâ Kurânın inmesi dinî ve dünyevî bir çok faydalara sebeptir. Yahut bu mübâreklik, o gece meleklerin inmesinden, ilâhî rahmetin coşup taşmasından, duaların kabul ve icabet bulmasından, nimetlerin taksîm ve ilâhî kaza ve takdirlerin birbirinden ayrılmasındandır.”


Cebrail –aleyhisselâm–a, ameller ile ilgili nüsha dünya göğünün sahibi ve büyük melek olan İsrafil –aleyhisselâm–a, musîbetlere âit nüsha da Azrail –aleyhisselâm–a tesiîm olunur.

Denildi ki, Berâet gecesine has, beş haslet vardır:
1– Her mühim iş o gece tefrîk edilir.
2– O geceki ibâdetin fazîleti büyüktür.
3– Rahmet–i ilâhiyye feyezan eder.
4– Mağfiret gecesidir.
5– O gece Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve sellem–e şefaat hakkının tamâmı verilmiştir.

Çünkü Rasûl–i Ekrem –sallâllâhu aleyhi ve sellem– Şabanın 13. gecesi ümmeti hakkında şefaat istemiş, bu şefaatin üçte biri verilmiş, 14. gecesi yine istemiş, üçte biri daha verilmiş, 15. gecesi talep etmiş, bu gece şefaatin tamamı ihsan buyurulmuş. Bu şefaatten mahrum olanlar Allahtan, devenin ürküp kaçtığı gibi kaçanlardır. Âdât–ı ilahiyyedendir ki, bu gece Zemzem kuyusunun suyu artar. Şabanın nısf (yarı) gecesine “Mübarek, Be–râet, Sak (berat, ferman), Rahmet” isimleri verilmiştir (Şeyhzâde, Râzî, Ebussuûd). (Kurân–ı Hakîm ve Meâl–i kerîm 3 / 55)

Gunyetüt–Tâlibîynde Kurân–ı Kerîmden âyet–i kerîmelerle îzah edildiği üzere: “Allah Teâlâ yağmura, zeytine, Hazret–i îsâ –aleyhisselâma, Kabe–i muazzamaya vs. mübarek vasfını vermiştir.

Berâet gecesine de mübarek gece denmiştir. Çünkü o gecede yeryüzü sakinlerine (müslümanlara) rahmet, bereket, hayır, afv ve mağfiret iner.” (Gunye 1 /189)

Ali bin Ebî Tâlib –kerremellâhu vecheh–den rivayet edilen hadîs–i şerîfte Rasûlullâh –sallâllâhu aleyhi ve sellem– şöyle buyurmuşlardır:
“Allah Teâlâ Hazretleri, Şabanın onbeşinci gecesi dünya semâsına nüzul eder, şunlardan maâdâ bütün müslüman–ların günahlarını afv eder: Müşrik veya münafık veya akrabası ile münâsebetini kesen veya zinâkâr kadın..”

Urve –radıyallâhu anh–, Hazret–i Âişe –radıyallâhu anhâ–dan rivayet ediyor:

“Şabanın onbeşinci gecesinde Nebiyy–i Zîşân –sallâllâhu aleyhi ve sellem– yanımdan ayrılıp gitmişti... Ben, –sallâllâhu aleyhi ve sellem–in diğer hanımlarına gittiğini sandım. Kalktım, eVde onu aramaya başladım. Ararken ellerim ayaklarına değdi. Secde hâlinde idi. Şu duayı okuyordu, hemen ezberledim:

“Yâ Rabbi!.. Sana kendimden geçerek secde ediyorum. Kalbim sana inandı. Nimetini ikrar, günahımı îtirâf ederim. Nefsime zulmettim, beni bağışla!.. Çünkü Senden başka günahları bağışlayan yoktur. Yâ Rabbi!.. Cezandan afvına, intikamından rahmetine, gadabından rızâna sığındım. Ve Senden Sana sığındım. Seni hakkı ile –Senin kendi nefsini sena ettiğin gibi– övmekten âcizim.”


***

Sevdim seni mâbuduma
Canân diye sevdim.
Bir ben degil âlem sana
Hayran diye sevdim.
Kurbanın olam Şahı Rasûl
Kovma kapından
Didârına müştak olan
Yezdân diye sevdim.
Evladu iyalden gecerek
Ben Ravzana geldim.
Ahlâkını meth etmede
Kuran diye sevdim.









Yorumlar

Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum yapmak için aşağıda bulunan yorum formu aracılığı ile yorum yapabilirsiniz.



Yorum yap

Ad Soyad *

Email *

Yorum *






Mini Sohbet
Kur'an-ı Kerim Öğren
Ziyaretçi Defteri
365 Gün Duâ
Nefis Muhasebesi
Facebook Sayfamız