İslamiyet


Baba Olarak Peygamberimiz



Allâhü Teâlâ, Rasulullah’ın (s.a.v.) en güzel ahlak üzere olduğunu bildirmiş, Rasulullah da (s.a.v.) kendisinin güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildiğini haber vermiştir. Dolayısıyla anne ve babaların çocuklarını yetiştirirken en güzel numune olan Rasulullah Efendimiz’i örnek almaları, onun çocuklara nasıl muâmelede bulunduğunu öğrenmeleri ve o şekilde çocuklarını yetiştirmeleri gerekir.


Allâhü Teâlâ, Rasulullah’ın (s.a.v.) en güzel ahlak üzere olduğunu bildirmiş, Rasulullah da (s.a.v.) kendisinin güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildiğini haber vermiştir. Dolayısıyla anne ve babaların çocuklarını yetiştirirken en güzel numune olan Rasulullah Efendimiz’i örnek almaları, onun çocuklara nasıl muâmelede bulunduğunu öğrenmeleri ve o şekilde çocuklarını yetiştirmeleri gerekir.

İnsan, Allâhü Teâlânın en güzel sûrette yarattığı bir varlıktır. Gerek fizikî ve cismanî bakımdan, gerek ahlak ve maneviyat itibariyle ruhanî bakımdan insan en güzel bir kıvama erebilecek, en güzel bir biçimde yaratılmıştır. Böyle mükemmel bir şekilde yaratılan insan fıtratındaki bu kemâle ulaşıp ulaşamamasında başta ebeveyni olmak üzere, arkadaşlarının, çevresinin ve diğer unsurların çok büyük tesiri vardır. Çocukluk dönemi, insan hayatında son derece mühim bir yere sahiptir. Çünkü insanlar, hayatlarındaki birçok hususiyeti henüz çocukken kazanırlar.

Rasulullah (s.a.v.) kadınlara ve özellikle kız çocuklarına hiç değer verilmeyen bir dönemde peygamber olarak gönderilmiştir. Tebliğ ettiği İslam dini bu vahşeti büyük günahlardan saymış, çocuklara belirli haklar tanımış ve değer vermiştir.

Peygamber Efendimiz hem değer verilmeyen çocuklara iâde-i itibarda bulunmuş, hem de onların terbiyelerinin en güzel şekilde olması gerektiğine işaret ederek bizzat bunları göstermiştir. Bütün bunları şu başlıklar altında zikretmek daha güzel olacaktır.

Çocukları kucaklayıp öper ve onların başlarını okşardı

Öpmek, kalbin çocuğa olan merhametinin bir göstergesi olduğundan büyük ile küçük arasındaki sevgi bağlarının güçlendirilmesini ve sağlam bağların kurulmasını sağlar. Ayrıca çocukları öpmek Rasulullah’ın çocuklara yönelik sünnetlerinden biridir. Rasulullah (s.a.v.) çocukları reyhana benzetmiş ve “Çocuğun kokusu cennet kokusudur” buyurmuş, onları öpüp kucaklamış ve okşamıştır.

Kendisine ehli beytinden en çok kimi sevdiği sorulunca Hasan ve Hüseyin (r.a.) diye cevap vermiş, onları çağırtmış ve kucaklayıp koklamıştır. Yine Rasulullah (s.a.v.) ashabıyla beraber giderken yolda oynayan torunu Hüseyin’i görünce kollarını açmış, fakat Hüseyin (r.a.) kaçmaya başlayınca o da peşinden koşup yakalamış ve onu yakaladığı yerde kucaklayıp öpmüştür.

Hasta olan çocuklarla ilgilenir ve onları ziyaret ederdi

Hastaları ziyaret etmenin, onların moral bulmaları ve iyileşmelerinde çok büyük yeri vardır. Özellikle çocuklar kendisini ziyarete gelen büyüklerini görünce hastalığa karşı güç ve mukavemet kazanır ve çabuk iyileşirler. Rasulullah (s.a.v.) hastalarla, özellikle de çocuklarla yakından ilgilenmiş, onları ziyaret etmiş ve tedavilerinde bazı tavsiyelerde bulunmuştur.
Rasulullah (s.a.v.), kapının eşiğine ayağı takılıp düşen ve yüzü yaralanıp kanlar akan Üsame (r.a.)’ın yüzündeki kanları temizleyip onu tedavi etmiştir.

Rasulullah (s.a.v.) hastalanan çocukları Müslüman olsun veya olmasın, ziyaret etmiştir. Enes b. Mâlik (r.a.), Rasulullah’ın hastalanan bir Yahudi çocuğunu ziyaret ettiğini, bu ziyaret üzerine onun Müslüman olduğunu rivayet etmiştir.

Çocuklara ikramda bulunurdu

İkram, insanların birbirlerine karşı muhabbetini arttırır. Özellikle çocuklarda, büyüklerine karşı kalplerinin ısınmasını, sevgilerinin artmasını sağlar. Nitekim bunu Peygamberimiz Hazreti Aişe’nin rivayetine göre şöyle ifade etmiştir: “Yanına komşunun çocuğu girdiği zaman önüne bir şeyler koy. Çünkü bu, sevgiyi beraberinde getirir.” Bununla birlikte “Çocuklarınıza gereken ikramı yapın ve güzelce terbiye edin.” emri de ikramla terbiyenin güzel oluşu arasında sıkı bir ilişkinin varlığını gösterir.

Yılın ilk turfanda meyvesi getirildiği zaman dua eder ve meyveyi o mecliste bulunan en küçük çocuğu çağırıp ona ikram ederdi. İmam Nevevî (v.1277) “Bu davranışta Rasulullah’ın (s.a.v.) çocuklara olan kemal mertebesindeki şefkat ve merhametini görmekteyiz. Bu ikramı çocuklara yapması onların ikrama daha çok müştak, daha ziyade hırs sahibi olmalarındandır.” der.

Çocuklara yumuşaklıkla davranırdı

Rasulüllah (s.a.v.) çocuklara karşı hep şefkatle yaklaşmış, onlara kaba bir şekilde muamele etmemiştir.

Bir gün Enes b. Mâlik’i (r.a.) ihtiyacı için bir yere göndermek istemiştir. Fakat Enes gitmeyeceğini söyleyip dışarı çıkmış, oynayan çocukları izlerken Rasulullah (s.a.v.) gelip onun başından tutup gülümseyerek gidip gitmediğini sormuştur. Hazreti Enes de gideceğini söyleyip denileni yapmıştır. Kendine itiraz eden bir çocuğa, hem de hizmetçisi olan bu çocuğa, tebessüm ederek güzel muamele etmiştir. Hurmaları taşlayan çocuğa yine aynı şekilde kaba davranmamıştır.

Kendisi kaba davranmadığı gibi böyle davrananlara da mani olmuştur. Kucağına aldığı torunu üzerine bevlettiği zaman, çocuğun omzuna vuran kimseye “Oğlumun canını yaktın. Allah sana rahmet (mağfiret) etsin.” diyerek uyarıda bulunmuştur.

Rasulullah’ın sünneti dendiği zaman akla ilk gelen iman ve ibadet esasları olmakta, sosyal hayata dair pek çok konu göz ardı edilmektedir. Hâlbuki Rasulullah (s.a.v.) sadece iman ve ibadeti öğretmek ve tebliğ etmek için gönderilmemiş, bunlarla birlikte ahlak ve terbiyeyi de öğretmek için vazifelendirilmiştir. Nitekim Kur’anı Kerim’de “Muhakkak sen en güzel ahlak üzeresin” buyrularak ahlakın önemine işaret edilmiştir. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz de “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” buyurarak bu hususun ehemmiyetine dikkat çekmiştir.

Çocuklara şefkatle seslenirdi

Rasulullah (s.a.v.) çocuklara olan sevgisini sözleriyle de dile getirip onlara şefkatle nida etmiştir. Ayrıca onların dikkatini çekmek ve söyleneni kabule hazır hale getirmek için onlara farklı şekillerde seslenmiştir.

Rasulullah (s.a.v.) bazen de bunlardan farklı ifadeler kullanmıştır. Kızı Hazreti Fatıma’nın evinin yanına gelip Hasan’ı (r.a.) kastederek “küçük” diye çağırmıştır.

İstediği yere gitmeyen hizmetçisi Enes’e “Enescik” diye hitab etmiştir. Annesinin Rasulullah’a vermesi için gönderdiği üzümleri yolda yiyen Abdullah’a da (r.a.) “vefasız” adını takmıştır.

Çocukların ellerinden tutardı

Çocuklarla iletişim kurmanın, onlara sevgi ve şefkat göstermenin en etkili yollarından biri de onların ellerinden tutmak, onlara güven vermektir. Rasulullah, oyun oynayan çocuklara selam verdikten sonra Enes b. Mâlik’in (r.a.) elinden tutup onunla bir yere haber göndermiştir. Yedi veya sekiz yaşlarında olan Zübeyr (r.a.) ile karşılaştığı zaman elinden tutup onunla biatleşmiştir.

 








Yorumlar

Bu makaleye ait yorum bulunmamaktadır. Yorum yapmak için aşağıda bulunan yorum formu aracılığı ile yorum yapabilirsiniz.



Yorum yap

Ad Soyad *

Email *

Yorum *






Mini Sohbet
Kur'an-ı Kerim Öğren
Ziyaretçi Defteri
365 Gün Duâ
Nefis Muhasebesi
Facebook Sayfamız