Dini Hikayeler

Ashab-ı Kehf Hikayesi


MAĞARA ARKADAŞLARI

Abdu'l Hamid Cûde's - Sehhar

Bayram gününde halk mabede gitmek için hazırlanıyorlardı. Halk kralı heyetiyle yollarda bekliyorlardı.

Lüks bir araba ile kral geldi. Onu gümüş ve altın ziynet eşyaları ile süslenmiş atlar çekiyordu. Büyüklerin genç oğulları ile beraber idiler. Halk onu görünce ona eğildiler, arabası eğilen halkın arasından geçti, mabede vardı. Orada kendisi ve eşrafların oğulları indiler.

Mabette putlar vardı. O putlar insan şeklinde yapılmış taşlardan ibaretti. Kral onlar (putlar)'a varınca saygıyla secdeye vardı. Gençler de secde ettiler.

Fakat onlardan biri secde etmedi.

Onun hareketlerinden putlara saygı göstermediği anlaşıldı. Eşrafların genç oğulları kendileri ile beraber secde etmediğinin farkına vardılar. Kral ise bu hareketin farkına varmadı. Çünkü o putlara ibadetle meşguldü.

Kral ibadetini bitirdi. O gençlerle beraber arabasıyla köşküne döndü. İki yolun etrafındaki eğilen halkın arasından arabası geçti. Köşkün kapısı kapatılınca, halka putlara ibadet için mabede girilmesine müsaade edildi. Çünkü onlara kralla beraber ibadet etmeye müsaade edilmiyordu.

Gece oldu. Gençler evlerine gitmek için köşkten çıktılar (ayrıldılar). Fakat kendi evlerine dağılmadılar, aksine putlara secde etmeyen gencin etrafını sardılar. Ona dediler ki:

— Bu gece seninle konuşmak istiyoruz.

Onlara dedi:

— Evime gelin.

Onunla beraber evine gittiler ve ona dediler ki:

— Niçin bugün ilah'a secde etmedin?

(Genç) onlara dedi:
— Bu ilâh hakkında düşündüm, zarar vermeyen, menfaat getirmeyen, görmeyen işitmeyen taştan yapılma bir put olduğu (kanatına) vardım. Anladım ki puta secde etmek deliliktir.

Onlardan biri ona (gence) dedi ki:

— İlâhımıza küfür mü ediyorsun?

Genç dedi ki:

— Bu dilsiz taşları inkâr ettim. Dışarıya çıkınca gözlerimi göğe kaldırdım ve kendi kendime sordum: Bu göğü (semayı) kim kaldırdı? Ayı'nı, güneş'ini kim yarattı? Onu yıldızlarla kim süsledi?

Yeryüzüne baktım kendi nefsime sordum : (Yeryüzünü) kim dümdüz yaptı. O yerde ağaçları, ekinleri, otları kim yeşertti (bitirdi). Irmakların akışını kim düzenledi. Dağları kim yarattı? Sonra şu sonuca vardım. Bütün bu şeyleri (eşyaları) yaratan ondan daha büyük olmalıdır. O görmediğimiz büyük bir güçtür. Bu güce (kuvvete) tapmaya (inanmaya) yöneldim.

Gençler biraz sustular, sonra onlardan biri dedi ki:

— Gerçekten ben de kavmimizin taptıkları bu taşların değersiz olduğuna vardım. Çünkü insanların kendi elleriyle yapıldığını gördüm. Sonra mabede gidip ona secde ederler. Kendi nefsimi düşündüm. Annemin karnında bir cenin idim. Sonra yavru oldum. Yiyip içiyor, görüyor ve duyuyorum. Sonra genç oldum, aklım olgunlaştı. Yararlıyı zararlıdan ayırt etmeye başladnn. Beni yaratanı düşünmeye başladım.

Beni yaratanın gerçekten büyük kudret sahibi olduğu kanısına vardım. O'na tapmaya ve namaz kılmaya başladım. Dualarımla O'na yönelmeye başladım.

Bütün gençler inanıncaya kadar konuşmaya devam ettiler.

«(Kralın önünde) kalktılar dediler ki: Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi'dir Biz O'ndan başkasına Tanrı demeyiz yoksa saçma söylemiş oluruz.»

— II —

Her gece gençler birinin evinde toplanıyorlardı. Allah'a ibadet edip namaz kılarlardı. Gecelerin birinde kralın adamlarından biri yanlarına girdi. Onları namaz kılarken gördü. Ne yaptıklarını sordu. Ona dediler ki:

- Kavmimiz taşlara taparlar. Biz ise gökleri, yeri ve aralarındaki şeyleri yaratan Allah'a taparız. Kavminin dinini terket, sağlam ve doğru olan dinimize gir.

Adam onlara dedi:

— Babalarımı bu din üzere buldum (gördüm). Babalarımı üzerinde (gördüğüm), bulduğum dini bırakamam.

Gençler ise bu adamı dinlerine sokmak için çaba harcadılar. Fakat adam kabul etmedi. Onları (gençleri) bıraktı, krala gitti. Yanına varınca, etrafını saran gençlerin dinini terkettiklerini, yeni bir dine girdiklerini ihbar etti. Kral kızdı. Onlara, dinlerini terkettikleri için işkence yapmak üzere gitmeye karar verdi.

Gençler bu adamın krala gidip şikâyet edeceğini biliyorlardı. Onlara kral kızacaktı. Onları yakalayıp, işkence çektirip veya öldürtecekti. Onlar (gençler) kendi aralarında istişare ettiler, kralın ülkesinden (şehrinden) kaçmayı uygun gördüler.

Gençler atlarına bindiler, şehirden çıkana kadar koşturdular.

Sonra atlarını bıraktılar, yayan yürüdüler. Kendi bahçesinde çalışan bir arkadaşlarına uğradılar. O dinlerini tanıyordu. Onlar gibi Allah'a inanıyor (ibadet ediyordu).

Onlara dedi ki:

— Sizler nereye gidiyorsunuz?

Onlar dediler ki:

— Kral, kendi dinini terkettiğimizi biliyor. Bizi öldürmek için şu anda bizi aramaktalar. Ondan kaçtık.

Genç dedi:

— Ben de sizinle geliyorum.

Genç onlara katıldı. Onlarla beraber yürümeye başladı. Köpeği onu takip etti. Gece olana kadar yola devam ettiler. O geceyi geçirmek için bir yer aradılar. Dağda bir,mağara buldular. Oraya gittiler, köpekte arkalarından takip ediyordu (geliyordu).

Onlardan biri dedi ki:

— Köpeğin havlamasıyla bizi açığa vurmasından korkuyoruz.

Onu kovdular, fakat onlara geri döndü. Köpeğin sahibi dedi ki:

— Bizi düşmanımızdan korur.

Mağaraya girip yattılar ve uyudular. Köpek de mağaranın kapısmda ön bacaklarını uzatarak yattı.

— III —

Kral, asker ve polisleriyle çıktı. Dinlerini terkedip başka dine giren gençleri aramaya başladı. Barındıkları mağarayı bulana kadar aradı. Güneş, mağaranın kapısı önünden geçtiği halde güneş ışığı içeri girmiyordu.

Olduğu gibi karanlık kalıyordu. Garibine gitti ve korkmaya başladı. Adamlarına girmeyi emretti, onlar da korkuya kapıldılar'. Onlardan hiçbiri giremedi. Onlardan biri krala dedi:

- Onları öldürmek mi istiyorsun?

Kral dedi:

— Evet.

Adam dedi ki:
- Üzerlerine mağaranın kapısısını kapat, onları açlıktan, susuzluktan ölmeye terket.

Kral bu fikri beğendi. Mağaraya bir kapı yapmayı emretti. Alaylı olarak da dedi ki:

- Bizim ilâhımızdan başka, onların ilahı varsa bu mağaradan çıkarsın.

— IV —

Gençler uykularından uyandılar. Onlardan her biri vücudunu uykudan ağrıyor olarak buldular. Onlardan biri sordu:

Bu mağarada ne kadar kaldık?

Ona dediler:

— Bir veya birkaç gün kaldüc. Acıkmaya başladılar ve dediler:

— Biz açız. Onlardan biri dedi:

— Gideyim, çarşıdan size yemek satın alayım.

Genç kalktı mağaranın kapısına varınca, duvar örülmüş olarak gördü. Işığın girebileceği delikten başka birşey görülmüyordu.Taşları yıktı çıktı. Yolda yürümeye başladı. Sağa sola bakarak kralın adamlarından biri ile karşılaşmaktan ve yakalanmaktan korkuyordu. Fakat o yol daha önce geçtiğ yoldan farklı gördü.

Geçtiği yerleri daha önceden bilmiyor, tanumıyordu. Şehrin kapısma vardığında tanıdığı kapıdan değişik gördü. Eli ile gözlerini ovdu ve başına vurdu. Kendisini rüyada sandı. Etrafa baktı, hayretler içinde kendi kendine sordu: "Bir gecede dünya nasıl değişti (dedi)."

Dükkânlara uğradı. Tanıdığı bildiği dükkkanlardan farklı buldu. İnsanların yüzüne baktı, kimseyi tanımadı. Durup olanları düşünmeye başladı, bir sonuca varamadı.

Bir gümüş para çıkardı.Ekmekçiye gidip onu verdi. Ondan ekmek vermesini istedi. Ekmekçi parayı aldı, hayretler içinde (paraya) çevirerek baktı.

Genç dedi:

- Ne oldu?

- Bu gümüş para!

- Neyi var? Kral resmini taŞıyan bir paradır bu.

Ekmekçi dedi:

— Hangi kralm resmidir?

Bu memleketin kralı. Evvelki gün aynı gümüş para ile yemek satın aldım.

- Sen mutlaka bir hazine bulmuşsun. Bu çok eski bir paradır.Bu zamanın parası değildir.

Ekmekçi ona dedi:

— Benimle alay etme, seni bırakmıyacağım. Senı krala teslim etmek üzere seni polise teslim edeceğim.

Genç dedi:

— Kral beni öldürecek. Çünkü onun dinini terkettim. Putlara tapmayı terkettim.

Eşi, benzeri olmayan Allah'a taptım.

Ekmekçi dedi:

- Beni aldatmaya uğraşma. Biz putlara tapmıyoruz. Kralımız Allah'a tapanları öldürmez.

Sonra polisi çağırdı, parayı ona gösterdi. Polis ise gence baktı ve ona dedi:

— Benimle krala gel. Çünkü bu para tarihi bir paradır. Mutlaka onu krala teslimetmek gerekir.

Genç, kralın köşküne hayretkler içinde yürüdü. İçeri girince başka bir kral bıldu. Kaçtıkları krala benzemiyor. Kral adil birisi idi.

Kral dedi:

— Bu gencin hikâyesi nedir?

Polis dedi:

— Bir hazine bulmuş.

— Genç dedi:

— Ben bu şehrin sâkinlerindenim. Ben hazine bulmadım, bu paramdır.

Kral ona dedi:

— Bu şehirden tanıdıklarmm isimlerini söyle.

Genç tanıdıklarının isimlerini söylemeye başladı. Onlardan hiç bir adamı tanımadılar.

Genç dedi:

— Tikyanus (adlı) kraldan kaçarak evvelki gün çıktım.

Kral hayret içinde dedi :

— Kral Tikyanus mu? O üçyüz sene önce öldü.

Genç dedi:

Üçyüz sene mi? Fakat ben evvelki gün bıraktım.

Kral dedi:

Bu mantıkî değildir.

Genç, cebinden paraları çıkarıp krala verdi ve dedi:

- Bu paraların üzerinde onun resmi vardır. Evvelki gün onunla yemek satın aldım.

Kral paraları alıp eli ile evirip çevirmeye başladı ve diyordu:

- Senin işin garibtir. Bu para üç yüz seneliktir!

Genç dedi:

- Biz üçyüz sene mi mağarada yattık?

Kral dedi:

— Yattınız mı? Kimler yattı?

Genç dedi:

- Ben ve kral Tikyanustan kaçan arkadaşlarım.

Kral dedi:

- Ben dediğine inanmıyorum.

Genç dedi:

- Bana inanmıyorsun, gel arkadaşlarıma sor.

Kral adamları ile atlara bindiler. Gençde onlarla beraber bindi ve yola çıktılar. Mağaraya yaklaştıklarında, genç kral ve beraberlerindekilere dedi:

- Ey cemaat, korkarım ki arkadaşlarım atların ayak sesini duymuşlardır. Tikyanus kendilerini yakalamak için geldiğini zannederler, korkularından ölürler. Biraz durun ki ben içeriye girip haber vereyim.

Kral ve beraberlerindekiler durdular. Genç arkadaşlarına gitti.

Onu gördüklerinde dediler:

- Seni Tikyanustan kurtaran Allah (c.c) hamdolsun.

Genç dedi:

Tikyanustan vazgeçelim mağarada ne kadar kaldık?

Dediler:

Bir veya bir kaç gün kaldık.

Dedi:

- Aksine 309 sene kaldınız. Bu yıllar siz uykudayken geçmiş. Tikyanus ölmüş, dünya değişmiş ve başka ve bir dünya olmuş.

O anda gençler, uyuklama hissettiler ve uyudular. Kral bekledi, beklemeleri uzadı. Genci aramaya başladı. Onu ve arkadaşlarını ölü buldular.

Kral dedi:

— Süphanellah! Bu büyük bir mucizedir. Allah bize, bu gençlerin 300 seneden fazla bir zamandan sonra diriltmeye kadir olduğunu gösterdi. Bütün insanların toprak olduktan sonra tekrar diriltmeye kadirdir. Tartışmayı kazananlar ; "Onların mağaralarının önünde mutlaka bir mescid kuracağız" dediler.

Kaynak: Kültür Yayınları Ashabu Kehf










Mini Sohbet
Kur'an-ı Kerim Öğren
Ziyaretçi Defteri
365 Gün Duâ
Nefis Muhasebesi
Facebook Sayfamız